1. Ana Sayfa
  2. Uncategorized
  3. 24 Mayıs – 5 Haziran Sinematek/Sinema Evi Film Gösterimleri

24 Mayıs – 5 Haziran Sinematek/Sinema Evi Film Gösterimleri

24 Mayıs - 5 Haziran Sinematek/Sinema Evi Film Gösterimleri

Sinematek/Sinema Evinde, doğumunun 100. yılına özel düzenlenen Pier Paolo Pasolini toplumu gösterimi devam ediyor.

Sinematek/Sinema Evi’nin doğumunun yüzüncü yılında andığı İtalyan yönetmen Pier Paolo Pasolini’nin tüm uzun metraj filmlerinden oluşan Pasolini Toplu Gösterimi hız kesmeden devam ediyor.

Seçkiye eşlik eden “Pasolini’nin Kapadokya’sı: Bir yönetmenin vizyonu ve yansımaları” sergisi, “Medea” (1969) filminin hakları Enrico Appetito Arşivi’ne ait olan set fotoğraflarından oluşuyor. Mario Tursi imzası taşıyan fotoğraflar 12 Ağustos tarihine dek Sinematek/Sinema Evi sergi salonunda ücretsiz görülebilecek.

Sinematek/Sinema Evi ayrıca, alanında uzman sinema endüstrisi profesyonellerini paneller, söyleşiler ve atölyelerde bir araya getireceği Sinematek Günleri’ne ilk kez ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyor. Sinema Adası’nın organizatörlüğünde hazırlanan ve her 1 gün için ayrı ya da 3 günlük kombine biletlerle katılım sağlanabilecek sektör buluşmaları 03-04-05 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek.

Biletler Sinematek gişesinde ve sinematek.kadikoy.bel.tr adresinde.

Program

24.05.2022 Salı 20.00

Dekameron (Il Decameron)

Yönetmen:  Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Giovanni Boccaccio (roman), Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Franco Citti, Ninetto Davoli, Vincenzo Amato, Angelo Luce, Pier Paolo Pasolini

İtalya, Fransa, Batı Almanya / 1971 / İtalyanca, Napolice, Almanca, Latince / 111 dk. / Renkli / Türkçe Altyazılı

Pasolini’nin Canterbury Öyküleri (1972) ve 1001 Gece Masalları (1974) ile devam ettiği “hayat üçlemesi”nin ilk filmi Dekameron, Rönesans döneminin önde gelen yazar ve şairlerinden Giovanni Boccaccio’nun 14. yüzyılda kaleme aldığı, 10 gün boyunca anlatılan 100 öyküden oluşan aynı isimli kitabına dayanıyor.

Usta ressam Giotto’nun bizzat Pasolini tarafından canlandırılan öğrencisinin bir arada tuttuğu öyküler; genç bir erkeğin art arda iki kere dolandırılması, bir başkasının rahibelerle birlikte olabilmek için sağır ve dilsiz taklidi yaparak manastıra sızması, iki arkadaşın ölümden sonra ne olduğunu birbirine haber vermek üzere anlaşması, âşığıyla birlikteyken kocasına yakalanan kadının durumu lehine çevirmesi ve benzeri olayları içerir. Pasolini’nin amacı, Boccaccio’nun 14. yüzyıla ait hikâyelerini birebir temsil etmekten ziyade bu hikâyelerdeki temaları, günümüz dünyasını eleştirmek için yeniden canlandırmaktır. Yönetmen, üçleme boyunca bugüne ait karakterleri orta çağ metinlerine dahil ederek, beden dahil her şeyi metalaştıran kapitalist sömürü ve burjuva ikiyüzlülüğü dışında bir dünya ve günümüze alternatif bir bugün kurar.

Öykülerin Floransa yerine Napoli’de geçmesi ise tesadüf değil. İtalyancanın farklı lehçeleri arasındaki hiyerarşiden, kuzeyin güney üzerindeki hegemonyasından rahatsızlık duyan Pasolini, ilk şiirlerini Friuli dilinde/Furlanca kaleme almıştır. Bu doğrultuda, filmde Napoli lehçesi kullanan Pasolini umudunu uygarlaşmamış kesimlere bağlar. Modern öncesi bedenin filmdeki en belirgin görünümleri ise bakımsız dişler ve derin anlamlar yüklenmeyen ham bir cinselliktir. Ennio Morricone’nin derlediği müzikler de ağırlıkla Napoli halk ezgileridir.

1971’de Berlin Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü alan film Türkiye’de gösterime girdiği 1973’te SİYAD’ın En İyi Yabancı Film adayları arasında yer almıştır.

25.05.2022 Çarşamba 20.00

Canterbury Öyküleri (I racconti di Canterbury)

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Geoffrey Chaucer (öyküler), Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Hugh Griffith, Laura Betti, Ninetto Davoli, Franco Citti, Josephine Chaplin, Alan Webb, Pier Paolo Pasolini, Tom Baker

İtalya, Fransa / 1972 / İtalyanca, İngilizce, Latince, Galce / 111 dk. / Renkli / Türkçe Altyazılı

Pasolini’nin “hayat üçlemesi”nin ikinci filmi Canterbury Öyküleri “İngiliz edebiyatının babası” olarak anılan Geoffrey Chaucer’ın aynı adlı eserine dayanıyor. Canterbury Katedrali’nde bulunan bir mabede doğru hac yolculuğuna çıkan seyyahların yol boyunca birbirlerine anlattığı 24 öyküden oluşan ve Dekameron’a benzerliğiyle dikkat çeken eser içinden sekiz öyküye yer veren Pasolini, bu filmde de Geoffrey Chaucer olarak kamera karşısına geçiyor.

Özgün eserdeki gibi belirli bir düzen içinde anlatılmayan öykülerin kahramanlarını bir handa bir araya gelen hac yolcuları olarak tanırız. Köylüler, soylular, din adamları ve iblislerin öyküleriyle Chaucer’ın ev yaşamı ve deneyimlerinin harmanlandığı filmde keşişler ve iblislerin bir arada olduğu cehennem sahnesi, dine küfür gerekçesiyle sert eleştirilere maruz kalmış.

Orta çağ ve Rönesans tablolarından esinlenen sinematografide Hieronymus Bosch ve Antonello da Messina gibi ressamların belirgin izlerini görmek mümkün. Müziklerin büyük kısmı ise öykülerle uyum içindeki halk ezgilerinden seçilmiş. Dönemin müzik aletleri gözetilerek bestelenen müzikler Ennio Morricone imzası taşıyor. Film, 1972 Berlin Uluslararası Film Festivali’nden Altın Ayı sahibi.

26.05.2022 Perşembe 20.00

1001 Gece Masalları (Il fiore delle mille e una notte)

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Ninetto Davoli, Franco Citti, Franco Merli, Ines Pellegrini, Elisabetta Genovese

İtalya, Fransa / 1974 / İtalyanca, Arapça / 130 dk. / Renkli / Türkçe Altyazılı

Yönetmenin “hayat üçlemesi”nin son filmi 1001 Gece Masalları, köle pazarında satışa çıkarılan ve yeni efendisini seçme fırsatı sunulan Zümrüt’ün, efendisi olarak genç Nurettin’i seçmesiyle başlar. Nurettin Zümrüt’e âşık olur fakat çok geçmeden Zümrüt kaçırılır. Nurettin’in onu bulmak için girdiği arayış boyunca Zümrüt’ün, Nurettin’in ve başka seyyahların başından geçen maceraları izleriz. Filmde hikâyeler sırasızdır ve ölümünü geciktirmek için masallar anlatan Şehrazat ya da Şah Şehriyar’a yer verilmez.

Pasolini, üçlemenin ilk iki filminde Batı kültürünün kurucu metinlerini temel alıp her ikisinde de eser sahibini canlandırırken (Dekameron’da ressam, Canterbury Öyküleri’nde yazar) 1001 Gece Masalları’nda yüzünü bu anonim metne döner. Metalaşma öncesi dünya arayışını bu defa daha uzak bir yer ve zamanda arar ve en coşkulu, anlam yüklenmemiş, ham cinsellik tasavvurunu da burada sergiler.

İngiliz tarihçi Robert Irwin’e göre Pasolini’nin versiyonu, genellikle çocuklara yönelik çekilen 1001 Gece uyarlamaları içinde en iyisi ve en zekicesidir. Pasolini yalnızca hikâyelerdeki erotizmi değil hikâye-içinde-hikâye-içinde-hikâye yapısını da korumuştur; zira “Hakikat, bir hayal içinde değil, ancak birden fazla hayal içinde bulunabilir.”

Müziğe Ennio Morricone damgasını vurmakla birlikte, ilk iki filmdekinin aksine geleneksel müzikten kaçınılmış, filmi gerçeklikten koparıp ona hayalî bir nitelik kazandırmak amacıyla senfonik müzik kullanılmıştır. İran, Yemen ve Nepal’de küçük bir ekiple çekilen film boyunca, kameranın arkasına sık sık Pasolini kendisi geçer. Başrol oyuncusu ararken benzincide çalışan Franco Merli’yi keşfeden de yine kendisidir.

Pasolini, oryantalizm eleştirisinden payını alan 1001 Gece Masalları ile 1974 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday gösterilir, Jüri Büyük Ödülü’nü alır.

27.05.2022 Cuma 20.00

Teorem (Teorema)

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Silvana Mangano, Terence Stamp, Massimo Girotti, Anne Wiazemsky, Laura Betti

İtalya / 1968 / İtalyanca, İngilizce, İspanyolca / 98 dk. / Renkli / Türkçe Altyazılı

Teorem, yönetmenin en tuhaf, gizemli ve oyunbaz filmlerinden biridir. Temel ilgi alanları olan Marksizm ile Hıristiyanlığın yanı sıra, dönemin cinsel ve politik devrimlerine şekil veren fikirlerin de etkisini taşıyan filminde yönetmen, burjuvaziyi cinsel arzularla adeta sınar. Genellikle amatör oyuncularla çalışan yönetmenin ilk kez çoğunluğu profesyonel oyunculardan oluşan bir kadroyu bir araya getirdiği filmde Terence Stamp, Milano’da bir burjuva ailenin evine konuk olan gizemli bir yabancıyı oynar. Ailenin tüm üyelerinde ve evin hizmetçisinde karşı konulmaz bir cinsel arzu uyandıran bu yakışıklı ziyaretçi; anne, baba, oğul, kız ve hizmetçi de dahil olmak üzere evin bütün sakinlerine büyük bir şefkatle yaklaşır ve her biriyle beraber olur. Günün birinde evden ayrılması hepsinin hayatında varoluşsal bir krize neden olacaktır.

Venedik Film Festivali’nde evin hizmetçisi Emilia’yı oynayan Laura Betti’ye En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getiren ve Katolik Sinema Ofisi ödülünü alan ama daha sonra Vatikan tarafından müstehcenlik nedeniyle protesto edilerek ödülü geri alınan filmin değeri, zaman geçtikçe daha iyi anlaşılmıştır. Cinsellik, din ve sanat kavramları üzerine kışkırtıcı Marksist yorumuyla ve akıllardan çıkmayan gerçeküstü anlar içeren deneysel anlatımıyla Teorem, Pasolini’nin en çok tartışılan ve sanat dünyasını en fazla etkileyen eserlerinden biridir.

 

28.05.2022 Cumartesi 14.00

Dilenci (Accattone)

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini, Sergio Citti
Oyuncular: Franco Citti, Franca Pasut, Silvana Corsini

İtalya / 1961 / Siyah Beyaz / Latince, İtalyanca / 117 dk. / Türkçe Altyazılı

20. yüzyıl Avrupa edebiyatı ve sinemasının en önemli figürlerinden Pier Paolo Pasolini’nin yönetmenlik kariyeri, Venedik Film Festivali’nde prömiyer yapan toplumsal gerçekçi filmi Dilenci’yle başlar. Bir ilk film olarak Dilenci, o dönem yazar kimliğiyle sivrilen Pasolini’nin sanatsal ve entelektüel olgunluğunu takdire şayan şekilde peliküle yansıtmakla kalmaz, son âna kadar sansür ve saldırılara maruz kalacak kışkırtıcı bir filmografinin de habercisi olur.

İlk gösteriminin ardından büyük tepki toplayan yapıt, daha önce benzeri görülmemiş biçimde 18 yaş sınırlamasıyla gösterime girmiştir. İlk filminde, İkinci Dünya Savaşı’nın ve faşizmin açtığı yaraların henüz sarılmadığı bir dönemde, başkent Roma’nın yıkık dökük kenar mahallelerinde gezinen Pasolini, temel haklardan yoksun bir hayata mahkûm edilen, tüm değerlerini yitirmeye yüz tutmuş bir topluma ayna tutar. Amatör bir oyuncu kadrosuyla gerçek mekânlarda çekilen film, her ne kadar İtalyan Yeni Gerçekçiliğinden izler taşımakla birlikte bu akımı eleştirmekten de geri durmaz.

Hikâye, hayatında bir gün bile çalışmamış Vittorio Accattone’nin Roma’nın banliyölerindeki sefalet dolu yaşamını izler. Seks işçiliğine zorladığı Maddalena’nın sırtından geçinen başkarakter, Maddalena’nın evi terk etmesiyle ortada kalır ve kiliselerden yemek dilenecek noktaya gelir. Accattone, genç ve naif Stella ile karşılaşınca başka türlü bir hayatın ihtimallerini denemeye başlayacaktır.

 

28.05.2022 Cumartesi 18.30

Mamma Roma

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Anna Magnani, Ettore Garofolo, Franco Citti, Silvana Corsini

İtalya / 1962 / 106 dk. / Siyah Beyaz / İtalyanca / Türkçe Altyazılı

1959 yılının Aralık ayında 19 yaşındaki Marcello Elisei cezaevinde hayatını kaybeder. Özellikle sol çevrelerde büyük yankı uyandıran bu olay, Pasolini’nin ikinci filmi Mamma Roma’yı yazmasında ve Ettore karakterini şekillendirmesinde kilit rol oynar.

Mamma Roma hayatını yıllarca seks işçiliği yaparak kazanmış, oğlu Ettore’den ayrı yaşamıştır. Yıllar sonunda genç oğlunu da yanına alarak yeni, “saygıdeğer” bir hayat kurmaya girişir. Kadın, oğlunun serseri olmaması için çırpınsa da ondan sakladığı geçmiş çok geçmeden ayağına dolanacak, oğlu Ettore de bu yeni muhitte, yeni tanıştığı annesinin yer yer boğucu bir hâl alan ilgisine karşılık vermekte isteksiz davranacaktır. Savaş sonrası Roma’sında, burjuva değerler üzerine kurulu bir toplumda kendi ve oğlu için bir yer açmaya çalışan kadının verdiği mücadele, Anna Magnani’nin kariyerinin en iyi performanslarından biriyle unutulmazlaşmıştır.

Yönetmenin kendi anne ve babasıyla kurduğu ilişkinin izlerini yansıtan filmde Meryem ve İsa’nın yanı sıra çarmıha gerilme metaforu göze çarpar. Rossellini ve DeSica’nın başını çektiği savaş sonrası yeni gerçekçiliğin hem bir devamı hem de ona tepki olarak okunabilen film, prömiyerinin ardından hem sol hem sağ cenahtan sert eleştiriler almış, Pasolini faşistlerin saldırısına uğramıştır. 1962 Venedik Film Festivali’nde Mamma Roma İtalyan Sinema Kulüpleri Ödülü’nü alırken, Anna Magnani Mamma Roma rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kucakladı.

Hastanedeki hasta rolüyle karşımıza çıkan Lamberto Maggiorani’nin İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin başyapıtı sayılan Bisiklet Hırsızları’ndaki (1948) baba Antonio olduğunu da not düşelim.

 

29.05.2022 Pazar 14.00

Pasolini

Yönetmen: Abel Ferrara
Senaryo: Maurizio Braucci, Abel Ferrara (fikir), Nicola Tranquillino (fikir)
Oyuncular: Willem Dafoe, Ninetto Davoli, Riccardo Scamarcio

Fransa, Belçika, İtalya / 2014 / 84 dk. / Renkli / İngilizce, İtalyanca, Fransızca / Türkçe Altyazılı

Pasolini, yönetmenin öldürülmeden önceki son gününe odaklanan bir biyografi filmi. Pier Paolo Pasolini 1975’te, annesi ve kuzeniyle paylaştığı dairesinde sakin bir yaşam sürmekte, bir yandan son filmi Salo ya da Sodom’un 120 Günü’nü tamamlamak için son hazırlıkları yaparken bir yandan da çekmeyi planladığı filmi Porno-Teo-Kolossal’ı tasarlamaktadır. Gerek özel yaşamı gerekse filmleriyle her zaman tartışma yaratmış yönetmeni ne göklere çıkaran ne de itham eden filmde, gündelik hayat kesitleri arasında önceki filmlerinden parçalar ve yeni filmine dair tasavvurlarını görürüz. Röportaj için evine gelen gazeteciye söyledikleri, topluma yönelik sert eleştirisinin filmlerinden damıtılmış hâlidir adeta. Verdiği bu son röportajın başlığı ise “Hepimiz tehlikedeyiz.” cümlesi olacaktır.

Tıpkı Pasolini gibi kışkırtıcı, ikonoklast bir yönetmen olan Abel Ferrara, Pasolini’nin yaşamını ve ölümünü çevreleyen spekülasyonlara ve komplo teorilerine değinmekten itinayla kaçınıyor. Film, yönetmenin itaat ve isyan, kaos ve sükûnet, Katoliklik ve komünizm arasında salınan duruşu (veya durmayışı) etrafında şekilleniyor.

Willem Dafoe, Pasolini’yle fiziksel benzerliğinin üzerine yönetmenin ruh halini giyinerek müthiş bir performans sergiliyor. Pasolini’nin pek çok filminde rol verdiği “ebedi çocuk” Ninetto Davoli’yi Epifanio rolünde, Serseri Mayınlar’dan (2010) hatırlayabileceğimiz Riccardo Scamarcio’yu ise Ninetto Davoli rolünde izliyoruz. Venedik, San Sebastián ve Münih gibi festivallerde pek çok adaylığı bulunan film En İyi Film’in yanı sıra Pasolini’nin annesini canlandıran Adriana Asti’ye de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirmiş.

 

29.05.2022 Pazar 18.30

Sabırsızlık Zamanı

Yönetmen: Aydın Orak
Senaryo: Aydın Orak
Oyuncular: Mirza Zarg, Mirhat Zarg, Pelin Batu,İştar Gökseven,Feride Çetin,Ali Seçkiner Alıcı,Rıza Sönmez

Türkiye / 2021 /  93 dk. / Renkli / Türkçe

Sabırsızlık Zamanı, Diyarbakır’ın yakıcı yaz sıcağı altında yoksul bir kenar mahallede yaşayan iki kardeşin mahallelerinin hemen yanındaki lüks sitenin duvarını aşıp havuzuna girme mücadelesini anlatıyor.

**Filmin ardından Tayfur Aydın’ın moderatörlüğünde yönetmen Aydın Orak’la söyleşi yapılacaktır.

 

31.05.2022 Salı 20.00

Aziz Matyas’a Göre İncil (Il vangelo secondo Matteo)

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Enrique Irazoqui, Margherita Caruso, Susanna Pasolini

İtalya, Fransa / 1964 / 137 dk. / Siyah Beyaz / İtalyanca / Türkçe Altyazılı

Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülen bu tartışmalı yapıt, insanlık tarihinin en ünlü anlatılarından birini yeni gerçekçi tarzda ve Pasolini sanatıyla özdeşleşmiş şiirsel bir üslupla perdeye taşıyor. İsa’nın doğumundan yeniden dirilişine uzanan süreçte yaşananları, birebir Matta İncili’nde anlatıldığı şekliyle resmeden film, çekildiği dönemde İsa figürünü tasvir ederken kullandığı objektif, gerçekçi ve yalın bakış açısıyla hem övgü toplar hem de tepki çeker. Aziz Matyas’a Göre İncil, İtalyan Yeni Gerçekçiliği filmlerinde karşılaştığımız gibi, tamamı amatör isimlerden oluşan oyuncu kadrosu ve İtalya kırsalında yarattığı etkileyici atmosferiyle de beğeni kazanmıştır.

Görüntünün, metnin şiirsel derinliğine ulaşamayacağını savunan Pasolini, filmin senaryosundaki tüm diyalogları Matta İncili’nde yazılı olduğu haliyle, değiştirmeden kullanır. Roma İmparatorluğu döneminde geçen öykü, yarattığı mucizelerle ismi kulaktan kulağa yayılan bir efsaneye dönüşen ve Tanrı’nın oğlu olduğunu müjdeleyen Nasıralı İsa’yı takip eder. Halkı Roma devletine karşı ayaklandırdığı gerekçesiyle yakalanıp suçsuz bulunan Nasıralı İsa, Tapınak liderleri tarafından trajik bir biçimde çarmıha gerilir, ancak ölümünden üç gün sonra yeniden dirilir.

 

01.06.2022 Çarşamba 20.00

Şahinler ve Serçeler (Uccellacci e uccellini)

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini, Dante Ferretti
Oyuncular: Totò, Ninetto Davoli

İtalya / 1966 / 89 dk. / Siyah Beyaz / İtalyanca / Türkçe Altyazılı

Pasolini’nin en sevdiği filmi diye bilinen Şahinler ve Serçeler, Hıristiyanlık ve Marksizm üzerine tuhaf ve komik bir fantezidir. Mizahını bariz bir sembolizm üzerine kuran yönetmen, “ideolojik-komik bir fabl” olarak nitelediği filminde düşünce dünyasının temel çelişkileriyle kıyasıya dalga geçer.

Filmde, İtalya’nın ünlü komedi yıldızı Totò tarafından canlandırılan tuhaf, komik ve hüzünlü bir baba ile Pasolini’nin keşfettiği ve çoğu filminde yer verdiği amatör oyuncularından Ninetto Davoli tarafından canlandırılan ve Pasolini’nin ifadesiyle “mutlak bir sıradanlık ile büyülü bir niteliği” bir arada barındıran naif oğulun yolculuğuna tanıklık ederiz. Yolun bir noktasında onlara, Marksist hikâyeleri ve felsefi yorumlarıyla eşlik edecek bilge bir karga katılır. Bilge karga Pasolini’nin ta kendisidir. Karganın anlattığı bir hikâye üzerine baba oğul, zamanda 750 yıl geriye gider ve yolculuklarına, şahinlerle serçelere Hıristiyanlığı öğütleyerek aralarında barışı tesis etmekle görevlendirilen iki Fransisken rahip olarak devam ederler.

Filmdeki performansıyla 1966’da Cannes Film Festivali’nde özel bir ödülle onurlandırılan Totò’nun rol aldığı son film olan Şahinler ve Serçeler, daha sonra uzun yıllar birlikte harikalar yaratacak Pasolini ile müzisyen Ennio Morricone’nin beraber çalıştıkları ilk filmdir.

 

02.06.2022 Perşembe 20.00

Kral Oedipus (Edipo Re)

Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Silvana Mangano, Franco Citti, Alida Valli

İtalya, Fas / 1967 / 104 dk. / Siyah Beyaz / İtalyanca, Rumence / Türkçe Altyazılı

Pasolini’nin sinema kariyerindeki mitoloji vurgulu dönemi başlatan bu katmanlı film, yüzyıllar boyunca sayısız esere ilham vermiş olan Kral Oedipus tragedyasından uyarlandı. Oedipus’un meşhur anlatısını Antik Yunan sınırlarının dışına çıkarıp evrenselleştiren ve iki farklı zaman dilimine yayan film, eserin aslına sadık metni, çarpıcı prodüksiyon tasarımı ve etkileyici müzik kullanımıyla dikkat çekiyor. Pasolini en kişisel yapıtlarından biri olarak tanımladığı Kral Oedipus’ta ebeveynleriyle kurduğu ilişkinin ve kendi Oedipus kompleksinin yaşantısında bıraktığı izlerin peşine düşer.

Filmin hikâyesi, İkinci Dünya Savaşı öncesi İtalya’da bir bebeğin doğumuyla başlar. Anne oğul arasındaki bağ günden güne güçlenirken sevdiği kadını kaybedeceği korkusuna kapılan baba, bebekten kurtulmaya karar verir. Bu noktada antik döneme geçiş yapan hikâye, babasının ıssız bir çölde ölüme terk ettiği küçük Oedipus’u takip eder. Bir çoban tarafından kurtarılan Oedipus, çocuğu olmayan kral ve kraliçenin himayesinde yetişir. Bir gün bir kâhinden babasını öldürüp annesiyle birlikte olacağı yolunda bir kehanet alan ve dehşete kapılan Oedipus bu korkunç senaryoyu engelleyip kaderini yenmek için her yolu deneyecektir.

03.06.2022 Cuma 20.00

1001 Gece Masalları (Il fiore delle mille e una notte)

Yönetmen:  Pier Paolo Pasolini
Senaryo: Pier Paolo Pasolini
Oyuncular: Ninetto Davoli, Franco Citti, Franco Merli, Ines Pellegrini, Elisabetta Genovese

İtalya, Fransa / 1974 / İtalyanca, Arapça / 130 dk. / Renkli / Türkçe Altyazılı

Yönetmenin “hayat üçlemesi”nin son filmi 1001 Gece Masalları, köle pazarında satışa çıkarılan ve yeni efendisini seçme fırsatı sunulan Zümrüt’ün, efendisi olarak genç Nurettin’i seçmesiyle başlar. Nurettin Zümrüt’e âşık olur fakat çok geçmeden Zümrüt kaçırılır. Nurettin’in onu bulmak için girdiği arayış boyunca Zümrüt’ün, Nurettin’in ve başka seyyahların başından geçen maceraları izleriz. Filmde hikâyeler sırasızdır ve ölümünü geciktirmek için masallar anlatan Şehrazat ya da Şah Şehriyar’a yer verilmez.

Pasolini, üçlemenin ilk iki filminde Batı kültürünün kurucu metinlerini temel alıp her ikisinde de eser sahibini canlandırırken (Dekameron’da ressam, Canterbury Öyküleri’nde yazar) 1001 Gece Masalları’nda yüzünü bu anonim metne döner. Metalaşma öncesi dünya arayışını bu defa daha uzak bir yer ve zamanda arar ve en coşkulu, anlam yüklenmemiş, ham cinsellik tasavvurunu da burada sergiler.

İngiliz tarihçi Robert Irwin’e göre Pasolini’nin versiyonu, genellikle çocuklara yönelik çekilen 1001 Gece uyarlamaları içinde en iyisi ve en zekicesidir. Pasolini yalnızca hikâyelerdeki erotizmi değil hikâye-içinde-hikâye-içinde-hikâye yapısını da korumuştur; zira “Hakikat, bir hayal içinde değil, ancak birden fazla hayal içinde bulunabilir.”

Müziğe Ennio Morricone damgasını vurmakla birlikte, ilk iki filmdekinin aksine geleneksel müzikten kaçınılmış, filmi gerçeklikten koparıp ona hayalî bir nitelik kazandırmak amacıyla senfonik müzik kullanılmıştır. İran, Yemen ve Nepal’de küçük bir ekiple çekilen film boyunca, kameranın arkasına sık sık Pasolini kendisi geçer. Başrol oyuncusu ararken benzincide çalışan Franco Merli’yi keşfeden de yine kendisidir.

Pasolini, oryantalizm eleştirisinden payını alan 1001 Gece Masalları ile 1974 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday gösterilir, Jüri Büyük Ödülü’nü alır.

Yorum Yap

Yorum Yap