1. Ana Sayfa
  2. Sağlık
  3. Astım hastalarının yüzde 40'ında obezite görülüyor

Astım hastalarının yüzde 40'ında obezite görülüyor

Astım hastalarının yüzde 40'ında obezite görülüyor



Astımla ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkından açıklamalar yapan Dr. Öğr. Üyesi Elkin, kilo vermenin hastalığın seyrini olumlu etkileyeceğini belirtti.

Dünyada yaklaşık 370 milyon kişiyi etkileyen astım, ciddi bir halk sağlığı sorunu.

Türkiye’de her 13 kişiden 1’inde rastlanılan astımı, tamamen ortadan kaldıracak bir ilaç ise henüz bulunamadı.

Özel bir üniversitenin Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nurten Elkin, konuya ilişkin açıklamalar yaptı.

AA’nın haberine göre; astım ile ilgili doğru bilinen yanlışları anlatan Elkin, her yaştan insanı etkileyen ancak doğru tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilen astımın, sanıldığı gibi çocukluk hastalığı olmadığını belirtti.

Sonradan da gelişebildiğini de belirten Elkin, her yıl vaka sayısında artışın yaşandığını, doğru tedavi yöntemleri uygulanmazsa astım hastalarının günlük yaşam kalitelerinin düşebileceğini aktardı.

“Dünyanın hiçbir yerinde astımı tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yok”

Elkin, kronik bir akciğer hastalığı olarak bilinen astımın, bulaşıcı bir enfeksiyon olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Ancak astıma alerjenler, mesleksel etkenler, tütün mamulleri kullanımı, ev içi ve dışı hava kirliliği, enfeksiyonlar, üst solunum yolu enfeksiyonu (nezle, sinüzit, burun polibi vs.), psikolojik faktörler, ilaçlar ve besinler gibi birçok etken sebep olabilmekte. Dünyanın hiçbir yerinde astımı tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yok. Hastalık tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı, hışıltı, ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir.

Astım hastalarının yüzde 40 ında obezite görülüyor #1

“İlaçların doğru ve düzenli kullanılması oldukça önemlidir”

Astım tedavisinin amacı hastalığın şikayetlerinin kontrol altına alınması ve hastanın yaşamını normale en yakın şekilde devam ettirilmesidir. Uygun ilaç tedavisinin verilmesi ile astım belirtileri kontrol altına alınabilmektedir. Hastalığı başlatan etkenlerden sakınılması ve ilaçların doğru ve düzenli kullanılması oldukça önemlidir. Ülkemizde her 12-13 yetişkinden 1’inde ve her 7-8 çocuktan 1’inde astım hastalığı görülüyor.”

“Zayıflamak, hastalık kontrolünü düzeltebilmektedir”

Dr. Öğr. Üyesi Nurten Elkin, yapılan araştırmalarda hastaların ilaçlarını doktorunun önerdiği şekilde kullanmasının, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, sağlıklı ve dengeli beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın, solunan ortam havasını temiz tutmanın astımın kontrolünü kolaylaştırdığını söyledi.

Elkin, “Yüzde 30-40 oranında astımlı hastada obezite olduğu bildirilmekte ve zayıflamak hastalık kontrolünü düzeltebilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Dikkat edilmesi gereken noktalar

Elkin, halk arasında doğru sanılan birçok yanlışın olduğuna değinerek, özellikle astım hastalarının dikkat etmesi gerekenlere ilişkin şunları kaydetti:

“Ev ve iş yerlerinde havalandırılma artırılmalı. Ev tozu ve akarlarından korunulmalı, ev işi yaparken maske kullanılmalı. Evcil hayvanlarla temas kurulması durumunda maske takılmalı. Mevsim geçişlerinde polenden korunmak için güneş gözlüğü ve maske kullanımı ihmal edilmemeli.

“Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı düşüncesi tamamen yanlış”

Hastanın sigara dumanı ile teması önlenmeli. Soba, fırın yakıtları, kızarmış yağ, oda spreyi, boya ve ciladan kaynaklı gazlardan kaçınılmalı, bu tür ortamlarda bulunulduğu durumlarda oda iyice havalandırılmalıdır. Astım hastalarında, hastalık kontrol altındaysa egzersizler ve hatta ağır sporlar dahi yapılabilir. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı düşüncesi tamamen yanlış olup, tedavide kullanılan hiçbir ilacın bağımlılık yapıcı etkisi bulunmamaktadır. İlaçlar bırakıldığı zaman da hasta hiçbir yoksunluk çekmez. Ev ortamında temizlik maddelerinde tuzruhu ve çamaşır suyu gibi tahriş edici maddeler kullanılmamalıdır.”

Astımın tedavi ile kontrol altına alınabildiğini belirten Elkin, tetikleyici ve risk faktörlerinden uzak kalınması durumunda, gerekli koruyucu önlemlerin alınması ve hastanın tedaviye uyumunun artırılmasıyla hastalığın seyrinde önemli gelişmeler yaratabileceğini belirtti.

Yorum Yap

Yorum Yap