İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sağlık
  3. Şeker hastalığıyla ilgili doğru bilinen 10 yanlış

Şeker hastalığıyla ilgili doğru bilinen 10 yanlış

Şeker hastalığıyla ilgili doğru bilinen 10 yanlış


                    Diyabet, yani şeker hastalığıyla ilgili birçok farklı yorum ve yanlış bilgi bulunuyor. Bu nedenle şeker hastaları yanlış yönlendirilebiliyor. İşte doğru bilinen en yaygın yanlışlar.                    

Diyabet, yüksek kan şekeri düzeylerinin (hiperglisemi) varlığı ve insülinin yetersiz miktarı veya işlevi nedeniyle karakterize kronik bir hastalıktır. İnsülin, pankreas tarafından üretilen ve glikozun hücrelere girmesine ve bunun sonucunda bir enerji kaynağı olarak kullanılmasına izin veren hormondur. Bu mekanizma bozulduğunda, glikoz kan dolaşımında birikir.

Diyabetli kişilerin yaklaşık yüzde 10’unu tip 1 diyabettir, bu form tipik olarak çocukluk veya ergenlik döneminde ortaya çıkar. Tip 1 diyabette pankreas, insülin üretmez, bu nedenle insülin ömür boyu enjekte edilmesi gerekir.

Tip 1 diyabetin nedeni bilinmemekle birlikte, insülin üreten hücrelerde bulunan bazı antijenlere karşı yönlendirilen antikorların kanda bulunması karakteristiktir. Bağışıklık sisteminin insülin üreten hücrelere karşı verdiği bu hasar, diyet, virüsler ve bakteriler dahil olmak üzere dış faktörler ve genetik faktörlerle bağlantılıdır.

Diyabetin en yaygın şekli tip 2 diyabettir ve vakaların yaklaşık yüzde 90’ını oluşturur. Tip 2 diyabette pankreas insülin üretir, ancak vücut hücreleri bunu kullanamaz. Genellikle hastalık 30-40 yaşından sonra kendini gösterir ve birçok risk faktörünün başlamasıyla ilişkili olduğu kabul edilmiştir. Bunlar arasında: ailede diyabet öyküsü, fiziksel egzersiz eksikliği, aşırı kilo ve bazı etnik gruplara ait olma vardır.

Ttip 2 diyabetlilerin yaklaşık yüzde 40’ında aynı hastalıktan etkilenen birinci derece akrabalar (ebeveynler, kardeşler) bulunur.

Tip 2 diyabet, hiperglisemi yavaş yavaş geliştiğinden ve başlangıçta klasik diyabet semptomlarını verecek kadar şiddetli olmadığından, genellikle yıllarca teşhis edilemez. Teşhis genellikle rastgele veya enfeksiyon veya ameliyat gibi bir durumla birlikte yapılır.

Yaşla birlikte, obezite varlığı ve fiziksel aktivite eksikliği ile hastalığa yakalanma riski artar.

Diyabetin bir başka formu da gestasyonel diyabettir. Hamilelikte ilk kez yüksek düzeyde dolaşımdaki glikozun ölçüldüğü herhangi bir durum olarak tanımlanır. Bu durum gebeliklerin yaklaşık yüzde 4’ünde görülür.

Şeker hastalığıyla ilgili doğru bilinen 10 yanlış #1

Diyabet belirtileri

Hastalığın başlangıç ​​belirtileri diyabet tipine bağlıdır. Tip 1 diyabet durumunda susuzluk, artan idrar miktarı, yorgunluk hissi, kilo kaybı, kuru cilt ve enfeksiyonların sıklığında artış görülür.

Tip 2 diyabette ise belirtiler genellikle hızlı bir teşhise izin vermez. Kan şekeri yüksektir ancak tip 1 diyabetin klinik belirtileri yoktur.

Diyabet teşhisi için kriterler şunlardır:

– Rastgele bir kan şekeri değeri ile ilişkili diyabet belirtileri, yani günün saatinden bağımsız olarak kan şekerinin 200 mg/dL’den yüksek olması.

– Açlık kan şekerinin 126 mg/dL’den yüksek olması.

– OGTT sırasında kan şekerinin 200 mg/dL’den yüksek olması. Test 75 gr glukoz verilerek yapılır.

Şeker hastalığıyla ilgili doğru bilinen 10 yanlış #2

Şeker hastalığı hakkında doğru bilinen 10 yanlış

Diyabet ve diyabet hastalarının izlemesi gereken diyet ile ilgili olarak özellikle internette çok fazla yanlış bilgi dolaşıyor.

İşte ortadan kaldırılması gereken bazı efsaneler.

Yanlış 1: Şeker hastalığının ana nedeni aşırı şeker tüketimidir.

Şeker hastalığının nedenleri hala tam olarak belli değildir. Basit bir aşırı şeker tüketiminin kendi içinde diyabete neden olabileceğine dair hiçbir kanıt yoktur; bu, vücudun yiyecekleri enerjiye dönüştürme yeteneğinin bozulması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Pankreas tarafından üretilen insülin, vücut hücrelerinin enerji için glikoz kullanmasına yardımcı olur.

Yanlış 2: Şeker hastalarının diyetinin birçok kuralı vardır.

Şeker hastalarının bazen yemeklerini planlamaları gerekir, ancak aslında çok fazla kural yoktur. Asıl mesele, kan şekerini mümkün olduğunca normale yakın tutmak için gün içinde yapılan aktivitelere ve alınan ilaçlara uygun olabilecek besinleri seçmektir. Normal diyetten farklılıklar çok fazla olmayabilir. Önemli olan bir uzmana başvurmaktır.

Yanlış 3: Karbonhidratlar diyetten tamamen çıkarılmalıdır.

Karbonhidratlar genellikle şeker hastalarının diyetinden tamamen çıkarılmaz. Alınan ilaçlara ve kişinin kişisel durumuna göre tüketimleri kontrol altında tutulur. Karbonhidratlar, diyabet durumunda bile vitaminler, mineraller ve lif gibi besinler açısından zengin oldukları için faydalı gıdalardır.

Yanlış 4: Protein, karbonhidratlardan daha iyidir.

Karbonhidratlar, geldikleri gıdaların glisemik indeksine bağlı olarak kan şekeri seviyelerini hızla değiştirebildiğinden, daha az tüketmek ve karbonhidrat yerine protein tüketmek mantıklı görünebilir. Ancak, et gibi çok fazla proteinli gıda tüketmek aşırı doymuş yağ alımına neden olabilir ve kalp hastalıkları riskini artırabilir. Bir diyabetik diyetindeki protein, her gün tüketilen toplam kalorinin yüzde 15-20’sini oluşturmalıdır.

Yanlış 5: İlaçlar tüm beslenme hatalarını düzeltebilir.

Herhangi bir yiyecek takıntısını bastırmak için alınacak ilaç miktarı asla kişinin beğenisine göre ayarlanmaz. Diyabet ilaçları almakla ilgili olarak, doktorunuzdan gelen talimatları takip etmek ve mümkün olduğunca diyet kurallarına uymak gerekir.

Yanlış 6: Bazı yiyeceklerden tamamen vazgeçilmelidir.

Diyabetiniz olduğundan diyetinizi değiştirmek, mutlaka bazı yiyeceklerden vazgeçmeniz anlamına gelmez. Onları yeni diyete adapte etmek için kişinin en sevdiği yemekleri hazırlama şeklini değiştirmesi faydalı olabilir. Birleştirildikleri yiyecekleri değiştirin, porsiyonları azaltın, yemek planınızı doğru bir şekilde takip ettiğiniz için zaman zaman onları bir ödül olarak tüketin. Bir beslenme uzmanı, istediğiniz yiyecekleri diyetinize nasıl ve ne zaman dahil edeceğinizi söyleyecektir.

Yanlış 7: Yapay tatlandırıcılar şekerden daha tehlikelidir.

Yapay tatlandırıcılar şekerden daha tatlı ve daha az kalorilidir. Bu nedenle genellikle daha küçük miktarlarda tüketilirler. Bazı yapay tatlandırıcılara (sakarin, aspartam, sukraloz, asesülfam potasyum) izin verilmektedir. Bunların arasında, sağlık üzerindeki olası olumsuz etkileri konusunda gerçek bir tartışmanın merkezinde yer alan aspartam bulunmaktadır. Şeker hastaları için stevia gibi daha doğal seçimler yapılabilir.

Yanlış 8: Özel yemekler hazırlamak gerekir.

Bir diyabetik için uygun yemekler, çoğu zaman hiç değişiklik gerektirmeden veya çok az değişiklikle ailesinin tükettiği yemeklerin aynısıdır. Şeker hastaları için önemli olan tüketilen karbonhidrat, yağ ve protein türlerini dikkate alarak yediklerini daha yakından takip etmeleridir.

Yanlış 9: Diyet gıdalar şeker hastaları için en iyi seçimdir.

Bir gıdanın “diyet” olarak etiketlenmesi, diyabet hastaları için en iyi seçim olduğu anlamına gelmez. Diyet etiketiyle pazarlanan gıdalar, diğer gıdalarla aynı özelliklere sahip olmalarına rağmen, içerdikleri katkı maddeleri nedeniyle sağlığı olumsuz etkileyebilir.

Yanlış 10: Şeker hastaları tatlıdan tamamen vazgeçmelidir.

Şeker hastalarının mutlaka tatlıdan vazgeçmesi gerekmeyebilir. Tatlıları daha küçük porsiyonlarda veya daha seyrek olarak tüketmek veya kan şekerini değiştirmeyen tatlandırıcılarla hazırlanan tatlıları tercih etmek gibi seçenekler vardır. Örneğin meyve miktarını artırarak veya rafine unu kepekli unla değiştirerek tatlıların hazırlanmasında kullanılacak şeker miktarını azaltmak ve faydalı besinlerle zenginleştirmek mümkündür.

Yorum Yap

Yorum Yap