1. Ana Sayfa
  2. Sağlık
  3. Vücuttaki demirin azaldığını gösteren 10 belirti

Vücuttaki demirin azaldığını gösteren 10 belirti

Vücuttaki demirin azaldığını gösteren 10 belirti



Dünya çapında aneminin önde gelen nedeni olan demir eksikliği, başlangıçta belirti vermeden ilerler. Bu nedenle küçük değişikliklerin farkında olmak ve zamanında müdahale edebilmek oldukça önemlidir.

Demir, vücudun temel maddelerinden biridir. Demir eksikliği, özellikle kadınlarda ve ayrıca genç insanlarda en sık görülen eksikliktir. Çocukların neredeyse yarısının demir eksikliğinden etkilendiği tahmin edilmektedir. Annede gebeliğin son trimesterinde veya çocukta görülen demir eksikliğinin ciddi beyin gelişimi bozukluklarına neden olabileceği biliniyor.

Dünya çapında yaklaşık 500 milyon insanın demir eksikliği yaşadığı tahmin edşilmektedir. Demirin temel görevi, kanda bulunan oksijeni insan vücudunun organlarına ve kaslarına taşımak ve depolamaktır. Kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobin oluşumu için gereklidir. Bu, kırmızı kan hücrelerindeki oksijeni sabitler ve onlara kırmızı rengini verir.

Demir olmazsa globüller küçülür, daha az renkli hale gelir ve organlara oksijen sağlayamaz. Bu nedenle demir eksikliği olan kişiler genellikle solgun görünürler ve en ufak bir eforda nefes darlığı çekerler. Bu insanlar daha sonra demir eksikliğine bağlı anemi geliştirirler.

Vücuttaki demirin azaldığını gösteren 10 belirti #1

Günlük demir ihtiyacı

Bir kişinin ihtiyaç duyduğu günlük demir miktarı yaşa ve cinsiyete göre değişir. Erkeklerde kandaki normal demir düzeyi 70 ila 175 μg/dl (mikrogram/desilitre), kadınlarda ise 50 ila 150 μg/dl arasındadır.

Aşağıda önerilen ortalama günlük demir miktarları verilmiştir. Et, kümes hayvanları veya kabuklu deniz ürünleri yemeyen vejetaryenler ve veganlar listelenen demir miktarlarının neredeyse iki2  katına ihtiyaç duyarlar. Çünkü vücut hayvansal kaynaklardan gelen “hem” demiri, sebzelerden ve demirle zenginleştirilmiş gıdalardan gelen “hem olmayan” demirden daha iyi emer.

6 aya kadar olan bebekler: 0.27 mg

7 ila 12 aylık bebekler: 11 mg

1 ila 3 yaş arası çocuklar: 7 mg

4 ila 8 yaş arası çocuklar: 10 mg

9 ila 13 yaş arası çocuklar: 8 mg

14 ila 18 yaş arası erkekler: 11 mg

14 ila 18 yaş arası kızlar: 15 mg

19 ila 50 yaş arası erkekler: 8 mg

19 ila 50 yaş arası kadınlar: 18 mg

51 yaş ve üzeri yetişkinler: 8 mg

Hamile kadınlar: 27 mg

Emziren kadınlar: 9 mg

Vücuttaki demirin azaldığını gösteren 10 belirti #2

Yeterince demir alınmazsa ne olur?

Kısa vadede yetersiz demir alımı belirtilere neden olmaz. Vücut kaslarda, karaciğerde, dalakta ve kemik iliğinde depolanan demiri kullanır. Ancak vücutta depolanan demir seviyeleri azaldığında demir eksikliği anemisi oluşur. Kırmızı kan hücrelerinin boyutu küçülür ve daha az hemoglobin içerirler. Sonuç olarak, kan akciğerlerden vücudun geri kalanına daha az oksijen taşır.

Demir eksikliği neredeyse tüm dünyada yaygındır. Özellikle et, kümes hayvanları veya deniz ürünleri yemeyen kişilerde, kan kaybı yaşayanlarda, besinlerin emilimini engelleyen bağırsak rahatsızlıkları olanlarda ve sağlıklı beslenmeyenlerde ortaya çıkabilir.

Demirin en önemli işlevi demir eksikliği anemisini ve neden olduğu sorunları önlemesidir. Hamilelik sırasında kadının vücudundaki kan miktarı artar, bu da kadının kendisi ve büyüyen bebeği için daha fazla demire ihtiyacı olduğu anlamına gelir. Hamilelik sırasında yetersiz demir, demir eksikliği anemisi riskini artırır ve bebeğin düşük doğum ağırlığına, erken doğmasına ve düşük demir seviyelerine sahip olmasına neden olur. Hamilelik sırasında çok az demir alımı bebeğin beyin gelişimine de zarar verebilir. Hamile veya emziren kadınlar, doğum uzmanları veya sağlık profesyonelleri tarafından önerilen şekilde demir takviyesi almalıdır.

Çocukluk çağı demir eksikliği anemisi, psikolojik gelişimde gecikmelere, sosyal izolasyona ve dikkat yeteneğinin azalmasına neden olabilir. Romatoid artrit, inflamatuar bağırsak hastalığı ve bazı kanser türleri gibi bazı kronik hastalıklar vücudun depolanmış demiri kullanma yeteneğini etkileyebilir. Gıdalardan veya takviyelerden daha fazla demir tüketmek, genellikle kronik hastalıkların neden olduğu anemiyi azaltmaz çünkü demir, kan dolaşımından depolama alanlarına yönlendirilir. Kronik bir hastalığın neden olduğu aneminin ana tedavisi, altta yatan hastalığı tedavi etmektir.

Sağlıklıysanız ve herhangi bir belirti yaşamıyorsanız, demir seviyenizin düşük olması olası değildir. Ancak bir risk olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir uzmana başvurun. Kanınızdaki hemoglobin miktarını değerlendirmek için bir kan testi yaptırabilirsiniz. Bu eksiklik tiroid problemleri gibi dikkat edilmesi gereken diğer önemli rahatsızlıkları ortaya çıkarabileceğinden bir uzmana başvurmak önemlidir.

Vücuttaki demirin azaldığını gösteren 10 belirti #3

Demir eksikliğinin 10 belirtisi

Demir eksikliğinin ortaya çıakracağı belirtiler, eksikliğin boyutuyla bağlantılıdır. İlk başlarda genellikle hiçbir belirti görülmez. Bu seviyelerde ancak anemiyi gösteren bir kan testinin sonuçlarında demir eksikliği keşfedilir. Kanda oksijenin taşınmasından sorumlu kırmızı kan hücrelerindeki bir protein olan ve demirin bir elementi olduğu hemoglobin seviyesinde bir azalma demir eksikliğini gösterebilir. Hemoglobin düzeyinin erkeklerde 13 g/dl, kadınlarda 12 g/dl ve hamile kadınlarda 11 g/dl altında olması anemi olarak tanımlanır.

Aneminin birçok nedeni vardır, ancak demir eksikliği en yaygın nedendir. Kan testine ek olarak demir depoları azaldıkça, bazı belirtiler sizi olası bir eksiklik konusunda uyarabilir.

Demir eksikliğinin en yaygın belirtileri şunlardır:

– Tükenmişlik,

– Konsantrasyon zorluğu,

– Sinirlilik,

– Soluk ten,

– Dilde yaralar,

– Kuru veya pürüzlü cilt,

– Kuru ve hasarlı saç ve saç dökülmesi,

– Kırılgan tırnaklar,

– Baş ağrısı,

– Tinnitus (kulaklarda çınlama).

Vücuttaki demirin azaldığını gösteren 10 belirti #4

Demir kaynağı olan besinler

Demir eksikliğiniz olsun ya da olmasın, sağlıklı ve çeşitli beslenmek genel sağlık için çok önemlidir. Aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok yiyecek demirle doludur:

– Kırmızı et,

– Balık ve kümes hayvanları,

– Fasulye, bezelye ve mercimek gibi baklagiller,

– Ispanak, lahana ve brokoli gibi sebzeler,

– Soya peyniri,

– Fındık ve yağlı tohumlar,

– Dut ve kuru üzüm gibi bazı kuru meyveler.

Yorum Yap

Yorum Yap