Hasan Rıza Efendi Mushaf-ı Şerîfi
Hasan Rıza Efendi
On dokuz mushaf yazan, nesihteki okunaklılığıyla tanınan Hasan Rıza Efendi (1849–1920). Hıfza kolaylık için yazdığı âyet-berkenâr mushafı 1884ʼten itibaren defalarca basıldı; Sultan Reşad için sekiz ciltlik bir Sahîh-i Buhârî de yazdı. Dijital görseli serbest dolaşımda henüz bulunmuyor.
Yazılışı ve tarihi
Bu sayfa Hacı Hasan Rızâ Efendi'ye (1849–1920) bağlanır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Üsküdar'da doğdu. Babası Ahmed Nazif Efendi Tırnova'da posta müdürlüğü yapmıştı; aile bir süre orada yaşadı ve 1865'te İstanbul'a döndü. Babasının ölümünden sonra Muzıka-yi Hümâyun'a kaydedildi. Orada hüsn-i hat hocası Mehmed Şefik Bey'den meşke başladı ve on altı arkadaşıyla birlikte icâzet aldı. Kazasker Mustafa İzzet Efendi'den de yararlandı; ta'liki Sâmi Efendi'den öğrendi. 1871'de Muzıka-yi Hümâyun imamı, 1879'da oradaki hat muallimi oldu. 1914'te açılan Medresetü'l-hattâtîn'de sülüs-nesih hocalığına atandı, ancak gözlerindeki rahatsızlık yüzünden bu görevden ayrıldı. 1 Mart 1920'de Rumelihisarı'ndaki evinde öldü ve hisarın yanındaki kabristana gömüldü.
TDV, yaşamı boyunca ikisi devir hatmi için cüzler hâlinde olmak üzere on dokuz mushaf yazdığını belirtir. Bunlardan ayrı olarak Sultan Reşad'ın isteğiyle yazdığı sekiz ciltlik, 1067 varaklık Sahîh-i Buhârî de önemli eserleri arasındadır. Sanat hayatının en verimli dönemi TDV'de 1878–1912 olarak verilir.
Hat ve düzen özellikleri
Hasan Rızâ en çok nesih yazısında başarılı olmuştur. TDV, nesih mushaflarının harf güzelliği kadar rahat okunabilmesi ve harekelerinin yerinde konmasıyla da öne çıktığını yazar. Sülüs, celî sülüs, ta'lik ve celî ta'lik de yazdı; ancak celî sülüsünün nesih kadar mükemmel olmadığı belirtilir.
Asıl şöhretini basılmak üzere yazdığı âyet-berkenâr mushafla kazandı. Bu düzende âyetler sayfa başında başlayıp sayfa sonunda biter; amaç özellikle hıfza çalışanlara kolaylık sağlamaktır. Her sayfa on beş satırdır ve eczalı kâğıda eczalı mürekkeple yazılmıştır. Matbaa-i Âmire baskısı 1884'ten itibaren birçok kez basıldı; TDV, bu baskılar yüzünden yazının bazı özelliklerini yitirdiğini de ekler. Ayrıca âharlı kâğıda, kenarı meâlli yazdığı başka bir mushaf 1879'da Osman Bey Matbaası'nda basıldı. Bu baskının meâl kısmında Kayışzâde Hâfız Osman ve Çerkez Alâeddin Bey'in de payı vardır.
Bugün nerede
TDV, yazılarının bulunduğu yerlerden bazılarını sayar. 1891 tarihli vezîrî kıtadaki mushaf İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde (AY 6682), Sultan Reşad'ın türbesi için 1912'de yazdığı büyük mushaf Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir (Yeni Yazmalar 2138). Mehmed Şevki Efendi'den kalan yarım bir mushafı 1893'te tamamlamıştır (Topkapı, Halil Edhem Arda 12). Sahîh-i Buhârî Hırka-i Saâdet koleksiyonunda 39 numarada kayıtlıdır. Hilye levhalarından örnekler İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi, Silivrikapı Bâlâ Camii, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ve Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir. Edirne Selimiye Camii'ne hediye edilen hilye ise 1995'ten beri kayıptır.
Önemi
Hasan Rızâ on yedi talebeye icâzet verdi. Kızı Mükerrem Hanım, Kandilli Rasathânesi'nin kurucusu Mehmet Fatin Gökmen'in eşidir; oğlu Ahmet Süreyya Saltuk harf inkılâbına kadar Bâbıâli'de hattatlık yaptı. Hasan Rızâ'nın anılma sebebi, matbaa çağında yaygın biçimde çoğaltılan âyet-berkenâr düzeniyle, nesihte erişilmiş okunaklılık düzeyidir.