Şekerzâde Mehmed Efendi Mushafı · 1728
Şekerzâde Seyyid Mehmed Efendi
Manisalı Şekerzâde Seyyid Mehmed, sülüs ve nesihte Yedikuleli Seyyid Abdullahʼtan icâzet aldı. III. Ahmedʼin emriyle Medineʼde Şeyh Hamdullahʼın mushafını örnek alan bir nüsha yazdı; o nüsha 1874ʼte basıldı. Bu 1141 hicrî tarihli mushaf ise Türk-İslâm Eserleri Müzesiʼndedir.
Yazılışı ve tarihi
Şekerzâde Seyyid Mehmed bazen "Medine asıllı" diye tanıtılır; TDV İslâm Ansiklopedisi onun Manisalı olduğunu yazar. Babası Abdurrahman Efendi Manisa'da şeker sattığı için "Şekercizâde" diye anılmış, hattat ise eserlerinde "Şekerzâde" imzasını kullanmıştır. Medine, doğduğu yer değil, mushafı yazdığı yerdir.
TDV'nin anlatısına göre Şekerzâde İstanbul'a ilim tahsili için gitti; önce İbrâhim Kırîmî'den, sonra Yedikuleli Seyyid Abdullah'tan sülüs ve nesih meşkederek icâzet aldı. III. Ahmed'in emri ve padişah musâhiplerinden Çavuş Ahmed Efendi'nin aracılığıyla Medine'ye gönderildi. Görevi, Şeyh Hamdullah'ın Ravza-i Mutahhara'ya vakfettiği mushafı örnek alarak yeni bir mushaf yazmaktı. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra Medine'de bir yıl kaldı ve orada bir mushafla bir Delâilü'l-hayrât yazdı. İstanbul'a dönünce mushafı tezhip ve cilt ettirdi, yeni padişah I. Mahmud'a sundu. Padişah memnun kaldı, kütüphanesine koydu ve bir mushaf daha ısmarladı. Şekerzâde bunu da kısa sürede yazdı. Karşılığında 1143'ün (1730) ortalarında "ibtidâ-i hâric" rütbesiyle İstanbul ruûsu ve Topkapı Sarayı'ndaki Bostâniyân-ı Hâssa Ocağı'na hat hocalığı verildi.
Mushafın 1141 (1728–29) tarihli olması bu anlatıyla çelişmez, ancak kaynaklarda istinsah tarihi açıkça verilmez.
Hat, tezhip ve cilt özellikleri
TDV, hattatın bir üstadın yazı tarzını taklit etmekte mahir olduğunu, yazılarının lakabı gibi "sevimli" göründüğünü belirtir. Mushafın kendi hat, tezhip ve cilt ayrıntıları okunan kaynaklarda yoktur. Bilinen tek ayrıntı, mushafın İstanbul'a dönüşte yeniden tezhip ve cilt edildiğidir.
Bugün nerede ve basım tarihi
TDV, Medine'de yazılan mushafın Süleymaniye Kütüphanesi'nde Yenicami bölümünde 3 numarayla (K 3) durduğunu bildirir. Bu mushaf Sultan Abdülaziz devrinde, 1874'te Maarif Nezâreti tarafından, devlet ileri gelenlerine hediye edilmek üzere âharlı kâğıda yetmiş adet basıldı. Basım aslından ayırt edilemeyecek kadar güzel bulunmuş ve Osmanlılar'da resmen bastırılan ilk Kur'ân olarak anılmıştır. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'ndeki nüshanın aynı hattatın başka bir yazması olması da mümkündür.
Önemi
Şekerzâde Ayasofya yakınında oturur, isteyenlere hat dersi verirdi. TDV, hayatı boyunca çok sayıda hattat yetiştirdiğini kaydeder; Ketebe ise yüzlerce öğrenciden söz eder. Mart 1753'te öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'nda Şeyh Hamdullah'ın yakınına gömüldü. Hamdullah'a öykünen bir mushafı Medine'de yazması ve bunun daha sonra devletçe basılması, onu Hamdullah–Hâfız Osman çizgisinin XVIII. yüzyıldaki taşıyıcılarından biri yapar. TDV'ye göre hocası Yedikuleli Seyyid Abdullah'tır; Hâfız Osman ekolünü onun aracılığıyla devralmıştır.