Reşîdüddîn Câmi'üt-Tevârîh · 14. yy · Türk sözlü gelenek

Ergenekon Destanı

Demirden bir dağa kapanan halk, demirden çıkar.

Moğol ordusu Türk'ü bozdu. Hayatta kalanlar — bir avuç insan, birkaç at, bir damızlık çift — kapısı dar, içi geniş bir vadiye sığındı. Adına Ergenekon dediler: çevresi sarp, üstü kapalı, içinden ırmak akan, çayırı bol bir saklı yurt.

Dört yüz yıl geçti. Sürüler çoğaldı, çadırlar arttı, vadinin sınırı dar geldi. Yaşlılar toplandı: çıkmak gerek, ama nasıl? Bir demirci ileri çıktı. Dağın bir kenarı demir cevheriydi; orayı eritip yol açabilirdi. Yetmiş körük kurdular, yetmiş ocak yaktılar. Demir kızardı, eridi, aktı; dağın eteğinde bir gedik açıldı. Türk ordusu bir bozkurdun ardından bu gedikten bozkıra döktü kendini.

O gün baharın ilk günüydü. Türk her yıl o günü kutlar oldu — demirin döveçle dövüldüğü, ocağın körüklendiği, yeni yılın doğduğu gün. Adı Nevruz.

Yeniden doğuş miti. Türk demir kültürünün, Nevruz bayramının ve "bozkıra çıkış" siyâsî hâfızasının dayanağı. Reşîdüddîn bu destanı yazılı tarihe taşıyan ilk kalem oldu.

— Diğer destanlar —
Bir görüşme aç