Anadolu, Azerbaycan, Türkmen, Özbek sözlü gelenek · 16. yy

Köroğlu Destanı

Babası kör edilen bir çocuk; dağa çıkan bir yiğit; bir kıratın sırtında bütün Anadolu'yu dolaşan bir ses.

Bolu Beyi, seyisi Yusuf'un at seçmesini beğenmedi; "kör olası kâfir" diye gözlerine mil çektirdi. Yusuf evine döndü, oğlu Ruşen Ali'ye dedi: "Adın bundan sonra Köroğlu olsun." Bir kısrak bıraktı oğluna: sıska, çelimsiz, korkak görünen. "Bunu kırk gün ışık görmeyen ahırda besle. Kırkıncı gün bir yıldız doğacak."

Köroğlu denileni yaptı. Kısrak bir Kırat oldu — uçar gibi koşan, kanat gibi sıçrayan. Köroğlu Kırat'a bindi, Çamlıbel'e çıktı. Yiğitler toplandı: Demircioğlu, Ayvaz, Kenan, Bey Böyrek. Köroğlu silah olarak kılıç değil, söz tuttu: aldığını fakire verdi, vurduğunu zorbaya vurdu. Nigâr Hanım'ı sevdi, kaçırdı, sahiplendi.

Köroğlu çatık çıktı, türkü çıktı. "Benden selâm olsun Bolu Beyi'ne" — Anadolu'nun en çok söylenen ilk dizesi. Sazını eline alan her âşık bugün hâlâ onun ardına düşer.

Türk halk edebiyatının en yaygın destânı; Azerbaycan'dan Türkmenistan'a, Bulgaristan'dan Doğu Anadolu'ya yirmiden fazla versiyonu yaşar. Âşıklık geleneğinin merkez figürü. "Köroğlu kolu" — saz çalmanın bir kurucu hâli.

— Diğer destanlar —
Bir görüşme aç